Site İçi SEO

Core Web Vitals Nedir? Nasıl İyileştirilir?

Ramazan Umutlu
Ramazan Umutlu|30.03.2026
Ücretsiz Dene
core web vitals
Ramazan Umutlu

Ramazan Umutlu

Ramazan Umutlu, 7 seneyi aşkın SEO ile uğraşan bir SEO Uzmanı. Hobisi ve ilgi alanı yazılım. Teknik birisi.

Core Web Vitals Nedir? Nasıl İyileştirilir?

Google, web sitenizin ziyaretçilere nasıl bir deneyim sağladığını ölçmek için Core Web Vitals adlı üç temel performans testini kullanır. LCP (Yükleme Hızı), INP (Etkileşim Hızı) ve CLS (Görsel Kararlılık) olarak bilinen testler, sitenizin ne kadar hızlı ve sorunsuz çalıştığını gösteren metriklerdir.

core web vitals nedir ve nasıl iyileştirilir

Core Web Vitals Nedir?

Core Web Vitals (Önemli Web Verileri), Google’ın bir web sitesinin ziyaretçilere ne kadar iyi bir deneyim sağladığı ölçmek için kullandığı üç temel performans testidir. Core Web Vitals kriterleri olarak ele alınan bu temel testler ise şunlardır:

  • Yükleme Hızı (LCP - Largest Contentful Paint): Bir web sitesine girdiğinizde görmek istediğiniz ana içeriğin ekranınızda belirmesi için geçen süredir. Sayfa geç açılırsa sıkılır ve o siteyi hemen terk edersiniz.

  • Etkileşim Hızı (INP - Interaction to Next Paint): Sitedeki bir butona tıkladığınızda ve bir menüyü açmak istediğinizde sitenin size ne kadar hızlı tepki verdiğini ölçer. Tıkladığınız bir buton anında çalışmıyorsa ve ekran donuyorsa kullanıcı için olumsuz bir deneyim yaratır.

  • Görsel Kararlılık (CLS - Cumulative Layout Shift): Siz tam bir metni okurken sayfanın tepesinde aniden bir reklamın yüklenmesi ve okuduğunuz satırların aşağı kayması, ya da tam bir butona tıklayacakken sayfanın yer değiştirmesiyle yanlış bir yere tıklamanızdır. Beklenmedik ve can sıkıcı görsel kaymaları ölçer.

core web vitals nedir

Kısacası kullanıcılar yavaş, tepkisiz ve sürekli kayan sitelerden nefret eder. Google, 2020 yılında kötü deneyimleri bitirmek için Core Web Vitals’ı tanıttı ve “Eğer arama sonuçlarında üst sıralarda olmak istiyorsan ziyaretçilerine iyi bir deneyimi sunmak zorundasın” kuralını getirdi.

Core Web Vitals’ın SEO’ya Etkisi

Birçok insan SEO denildiğinde sadece makalelerin içine anahtar kelimeler serpiştirmeyi ya da başka sitelerden link satın almayı düşünür. Bunlar 2010’lu yılların SEO taktikleriydi. Artık Google, bir kullanıcının sayfanızda ne kadar mutlu olduğunu detaylı olarak analiz edebiliyor.

Core Web Vitals metriklerinin SEO üzerindeki etkisi nereden geliyor?

core web vitals'ın seo'ya etkisi

Google bir arama motoru olarak insanlara en iyi sonucu vermek zorunda. Eğer Google sizi arama sonuçlarında birinci sıraya çıkarırsa size kefil oluyordur. Kullanıcı, linke tıkladığında site 10 saniyede açılmazsa kullanıcı sayfadan çıkar. İşin kötü yanı, kullanıcı sadece size değil, onu siteye yönlendiren Google’a da kızar. Dolayısıyla Google, kendi prestijini korumak için kullanıcıyı mutsuz eden siteleri cezalandırır.

2021 yılından bu yana resmi bir Google sıralama faktörü olan Core Web Vitals, 2025 ve sonrasında çok daha agresif bir ağırlık kazandı. Mobil cihaz kullanımının zirve yapmasıyla birlikte Mobil Öncelikli İndeksleme kuralı ortaya çıktı. Siteniz masaüstü bilgisayarlarda, fiber internet bağlantısıyla hemen açılıyor olabilir. Ancak otobüste işe giden, bağlantısı zayıf bir cep telefonu kullanıcısı sitenize girmeye çalıştığında sayfanız çöküyorsa sıralamanız düşer. Yani Google, öncelikli olarak mobil performansa bakar.

Bu işin sadece sıralama boyutu. Bir de bunun cebimizi ilgilendiren, ticari boyutu var. Hız, aynı zamanda bir dönüşüm metriğidir. Performans verilerine baktığımızda çarpıcı gerçeklerle karşılaşıyoruz:

Sayfa Performansındaki Değişim

Kullanıcı Davranışına ve Gelire Etkisi

1 Saniyelik Gecikme

Sayfayı terk etme oranında %7 artış yaşanıyor.

Yüklemenin 3 Saniyeye Çıkması

Ziyaretçilerin %32’si siteyi tamamen terk ediyor.

Her 100 Milisaniyelik Gecikme

Amazon gibi markalarda bile satışlarda %1 düşüşe yol açıyor.

Tüm CWV Metriklerini Geçmek

Dönüşüm oranlarında (satış, form doldurma) ortalama %20 artış görülüyor.

2025 yılı itibarıyla web sitelerinin yalnızca %47’si Core Web Vitals testlerini başarıyla geçebiliyor. Yani rakiplerinizin yarısından fazlası hala yavaş sitelerle boğuşuyor. Eğer siz bu üç metriği optimize edip sitenizi yeşil skorlara taşırsanız rakiplerinizin önüne geçebilirsiniz.

Özellikle e-ticaret, sağlık ve hizmet sektörlerinde, sadece hız optimizasyonu yaparak mobil dönüşüm oranlarını %43 civarında artıran birçok marka bulunuyor. SEO sadece arama motoru botları için yapılmaz, insan için yapılır. Ziyaretçi, sitenizde mutlu bir şekilde kalırsa Google da sitenizi ilk sayfada tutmaya devam eder.

Core Web Vitals skorlarındaki değişimler, Google sıralamalarınızı etkiler. Bu yüzden pozisyonunuzu düzenli olarak takip etmeniz önemlidir. Yaptığınız iyileştirmelerin arama sonuçlarına nasıl yansıdığını, Semust Sıra Bulucu aracıyla kolayca izleyebilirsiniz.

LCP Nedir?

Açılımı “Largest Contentful Paint” olan LCP’yi, Türkçeye “en büyük içerik çıktısı alma süresi” olarak çevirebiliriz. LCP, kullanıcının bir bağlantıya tıkladığı andan itibaren, ekranın görünen kısmında yer alan en büyük içerik öğesinin tam olarak ekranda belirmesi için geçen süreyi ifade eder.

lcp nedir

Eski zamanlarda web sitesi hızını ölçmek için çok mantıksız bir yöntem kullanılırdı. Sayfanın en altındaki yorumlar bölümü, gizli takip kodları ya da en alttaki önemsiz bir görselin bile tamamen yüklenmesi beklenir, süre o zaman durdurulurdu. Buna, sayfa yüklenme süresi denirdi. Ancak gerçek insan deneyimini yansıtmıyordu. 

Bir okuyucu için, sayfanın en altındaki abonelik formunun ne zaman yüklendiği çok da önemli değil. Okuyucu sadece okumak istediği metni veya incelediği ürünün resmini görmek ister. Ana içerik ekrana geldiyse sayfa yüklenmiş demektir. Alt kısımlar kendi kendine yüklenmeye devam edebilir.

Bu durumu fark eden Google, odağını kullanıcının ekranında yer alan en büyük içeriğin ne zaman yüklendiğine çevirdi.

Bu en büyük parça genelde ne olur? LCP metriği, sayfa yüklenirken şu etiketleri ve öğeleri dikkate alır:

  • Sayfanın tepesindeki kapak görselleri

  • Makalelerin ana başlıkları (H1 etiketleri) veya büyük metin blokları

  • Ürün detay sayfalarındaki ana ürün fotoğrafı

  • Videoların ilk açılışında görünen kapak fotoğrafları

Bir kullanıcı, e-ticaret sitenize girip kırmızı bir kazak almak istediğinde, ekrandaki en büyük öğe kırmızı kazağın fotoğrafıdır. Fotoğrafın ekrana gelme süresi sizin LCP skorunuzdur. Kazağın fotoğrafı gelene kadar geçen her saniye, kullanıcının kazağı almaktan vazgeçme ihtimalini artırır.

Google, bu süre için eşik değerler belirlemiştir:

  • İyi: 2.5 saniye veya altı

  • Geliştirilmeli: 2.5 saniye ile 4.0 saniye arası

  • Kötü: 4.0 saniyeden uzun

Hedefiniz, sektörünüz ne olursa olsun süreyi istisnasız 2.5 saniyenin altında tutmaktır. Ama büyük bir görseli ya da uzun bir metni bu kadar kısa sürede ekrana nasıl getireceksiniz? İşte asıl mücadele burada başlıyor.

LCP İyileştirme Yöntemleri

LCP değerini 2.5 saniyenin altına çekmek, bazen sadece görselin boyutunu ufaltmak kadar basit olabilirken bazen sitenizin barındığı sunucuyu değiştirmeyi gerektirebilir. LCP sorununun köküne inmek için aşağıdaki yöntemleri uygulayabilirsiniz.

lcp iyileştirme

1. Görsel Optimizasyonu ve Modern Formatlara Geçiş

Eğer sayfanızın LCP öğesi büyük bir reklam afişi ya da ürün görseliyse ilk bakmanız gereken yer görselin dosya boyutudur. Birçok site sahibi, matbaaya gönderir gibi 3-4 megabaytlık JPEG dosyalarını web sitesine yükler ve bu nedenle performans düşer.

JPEG veya PNG formatları artık web için çok hantal kalıyor. Bunun yerine Google’ın da tavsiye ettiği WebP veya AVIF gibi yeni nesil formatlara geçmelisiniz. Bir JPEG görselini kalite kaybı yaşamadan WebP formatına çevirdiğinizde dosya boyutunun %30 ile %50 oranında küçüldüğünü görürsünüz. Ayrıca görsellerin cihaz boyutuna göre küçülmesi, yani responsive olması gerekir. 2000 piksel genişliğindeki bir fotoğrafı, 400 piksel genişliğindeki bir cep telefonu ekranına yükletmeye çalışmak bir israf olacaktır.

2. Önemli LCP Öğesine Öncelik Verme

Web tarayıcıları, bir sayfayı okurken yukarıdan aşağıya doğru bir sırayla giderler. HTML kodunu okur, CSS’i indirir, bir şeyler yapar ve bazen ana resminizin varlığını çok geç fark eder. Tarayıcı, resmi indirmeye başlayana kadar aylar geçmiş gibi olur.

Bunu çözmek için HTML kodunuzun en üst kısımlarına aşağıdaki etiketleri ekleyerek tarayıcının ana LCP öğenizi diğer tüm dosyalardan önce, en yüksek öncelikle indirmesini sağlayabilirsiniz:

  • fetchpriority=”high”

  • <link rel="preload">

Ayrıca, ekranın en üstünde, yani kullanıcı siteye ilk girdiğinde direkt gözüken ana görsele asla lazy load (tembel yükleme) uygulamayın. Lazy load, sayfanın altındaki resimlerin kullanıcı oraya kaydırdıkça yüklenmesini sağlar. Ancak bunu en tepedeki ana resme yaparsanız tarayıcı, resmi indirmek için gereksiz yere bekler ve LCP skorunuz mahvolur.

3. Sunucu Yanıt Süresini Hızlandırma 

LCP süresi, tarayıcınızın sunucuyla iletişime geçtiği ilk milisaniyede başlar. Sunucunuz yavaşsa dünyanın en iyi optimize edilmiş görsellerine bile sahip olsanız LCP skorunuz kötü çıkar. Sunucunun kullanıcının isteğini alıp ilk veri baytını geri göndermesi için geçen süreye Time to First Byte (TTFB) denir.

TTFB’niz kötüyse LCP'niz iyi olamaz. Bunun çözümü kaliteli bir hosting hizmeti kullanmak, veritabanı sorgularını hafifletmek ve güçlü bir sunucu önbellekleme (server caching) sistemi kurmaktır. Ziyaretçilerin her seferinde veritabanını yormaması için, oluşturulmuş hazır sayfaları (cache) hızlıca almaları gerekir.

4. Çıktı Almayı Engelleyen Kaynakları Yok Etme 

Tarayıcı sayfayı yüklerken karşısına büyük bir CSS ya da JavaScript dosyası çıkarsa içeriği ekranda görüntüleme işlemini durdurur ve tüm gücünü öncelikle bu dosyayı indirip okumaya harcar. Sayfanın ekranda belirmesini geciktiren bu engellere, çıktı almayı engelleyen kaynaklar (render-blocking) diyoruz.

Sayfanın üst kısmının hemen görünmesi için önemli olan CSS kodlarını HTML içine gömmeli, geri kalan ağır ve önemli olmayan tasarım ve kod dosyalarını sayfanın alt kısımlarına ya da “defer/async” komutlarıyla gecikmeli olarak yüklenmeye bırakmalısınız. Böylece tarayıcı, ana içeriği ekrana yansıtmak için gereksiz dosyaların inmesini beklemez ve sayfanın açılış süresi hızlanır.

FID / INP Nedir?

INP (Interaction to Next Paint), sitenizin etkileşimlere ne kadar hızlı tepki verdiğini ölçen bir metriktir. Türkçede “sonraki çıktıyla etkileşim” olarak ifade edilebilen INP, sitenizdeki bir butona tıkladığınızda, bir menüye dokunduğunuzda ya da klavyede bir şey yazdığınızda, sitenin bu isteği işleyip sonucu ekranda göstermesi için geçen süreyi ifade eder.

inp nedir

Google, önceden bu tepki süresini ölçmek için FID (First Input Delay - ilk giriş gecikmesi) adında başka bir metrik kullandı. Ancak FID’nin, sadece kullanıcının siteye girdiği andaki ilk tıklamayı ölçmek gibi bir eksiği vardı. İnsanlar sayfada gezinirken veya daha sonraki işlemlerde bir butona bastığında yaşanan donmaları gözden kaçırıyordu.

Bu eksiklik yüzünden Google, Mart 2024 itibarıyla FID’yi tamamen kaldırıp yerine daha gerçekçi ve katı bir ölçüm olan INP’yi getirdi.

INP ile FID Arasındaki Fark Nedir? 

FID sadece ilk tıklamanızı ve tarayıcının buna verdiği ilk tepkiyi ölçer. İşin sonucuna bakmaz. INP ise site boyunca yaptığınız tüm tıklamaları takip eder. Tıkladığınız an başlar, arka planda kodların çalışma süresini de işin içine katar ve tıklamanın sonucu ekrana yansıyana kadar geçen toplam süreyi hesaplar. Sayfadaki en yavaş tıklamayı da sizin nihai skorunuz olarak belirler.

Önemli Bir Detay: Sadece tıklama, dokunma ve klavye tuşları INP’ye dahildir. Fareyle gezinmek veya sayfayı sadece aşağı yukarı kaydırmak bu skoru etkilemez.

Core Web Vitals INP için Google'ın belirlediği eşik değerler şunlardır:

  • İyi: 200 milisaniye veya altı

  • Geliştirilmeli: 200 milisaniye ile 500 milisaniye arası

  • Kötü: 500 milisaniyeden daha uzun süre

Özetle, INP değeriniz 200 milisaniyenin altındaysa siteniz kullanıcılara akıcı bir deneyim sağlar. Eğer bu skor kötüyse ziyaretçileriniz sitenizi bozuk zannedip rakiplerinize kaçar. Donma ve gecikmelerin asıl sorumlusu çoğu zaman JavaScript dosyalarıdır. Yazımızın devamında ele alacağımız “JavaScript Optimizasyonu” bölümünde, bu kodların nasıl en iyi hale getirilebileceğini anlattık.

CLS Nedir?

CLS (Cumulative Layout Shift - Kümülatif Düzen Kayması), sitenizin görsel olarak ne kadar sabit ve kararlı olduğunu ölçen bir metriktir.

Sayfa yüklenirken veya siz sayfada gezinirken metinlerin, görsellerin ya da butonların aniden yer değiştirmesi bir CLS sorunudur. Tam bir butona tıklayacakken sayfanın kaymasıyla yanlış yere tıklamanız veya okuduğunuz satırı aniden yüklenen bir reklam yüzünden kaybetmeniz de bu soruna bir örnektir.

cls nedir

Beklenmedik kaymalar, kullanıcıda büyük bir bıkkınlık ve güvensizlik yaratır. Google da bu kötü deneyimi ölçerek sitenizi değerlendirir. CLS, ekrandaki kayma miktarına göre hesaplanan matematiksel bir puandır.

Google'ın belirlediği CLS eşik değerleri şunlardır:

  • İyi: 0.1 puan veya daha düşük

  • Geliştirilmeli: 0.1 ile 0.25 puan arası

  • Kötü: 0.25 puandan daha yüksek

Siteniz ne kadar hızlı açılırsa açılsın, CLS skorunuz 0.25’in üzerindeyse Google sitenizi kullanıcılara önermekten çekinir ve sıralamalarınızı düşürür. Görsel istikrar, en az hız kadar değerli bir kriterdir.

CLS Sorunlarını Giderme

Ekrandaki öğelerin yer değiştirmesini engellemek, tasarım aşamasında uyulması gereken bazı teknik kurallara dayanır. CLS puanını iyi (0.1 altı) seviyesine çekmek için aşağıdakileri uygulayabilirsiniz.

cls sorunlarını girderme

1. Görseller ve Videolar için Genişlik ve Yükseklik Belirtmek

CLS sorunlarının %80’i buradan kaynaklanır. Tarayıcı sayfanızı yukarıdan aşağı okurken bir <img> etiketi (resim) görür. Ancak bu resmin boyutu HTML içinde yazmıyorsa tarayıcı, resmin ne kadar yer kaplayacağını bilemez. Dolayısıyla önce metinleri ekrana basar. Resim tamamen indirildiğinde tarayıcı, resme yer açmak için altındaki tüm metinleri ve butonları aşağı iter.

Çözüm için sisteminizdeki tüm resim ve videolara HTML seviyesinde genişlik ve yükseklik özellikleri eklemelisiniz. Bu kuralı eklediğinizde tarayıcı, resim henüz yüklenmemiş olsa bile belirlenen en-boy oranına göre ekranda o boyutta boş bir alan ayırır. Resim yüklendiğinde etrafındaki hiçbir şeyi itmez, sadece kendine ayrılan boşluğa yerleşir.

2. Reklamlar ve Iframe Yerleştirmeleri için Yer Ayırtmak

Dışarıdan gelen içerikler (Google AdSense reklamları, YouTube videoları, sosyal medya embedleri vs.) her zaman sitenizin kendi içeriğinden daha geç yüklenir. Eğer bu reklam alanları için sabit bir kutu oluşturmazsanız reklam yüklendiği an, sayfadaki unsurlar yer değiştirir. Reklamların yükleneceği <div> etiketlerine sabit bir minimum yükseklik vermeli ya da iskelet yükleyici (skeleton loader - animasyonlu gri kutular) kullanmalısınız. Reklam gelmezse o kutu boş kalır, ama geldiğinde düzeni bozmaz.

3. Web Fontlarını Yüklemek

Markanıza özel yazı tipleri ya da diğer bilinen adıyla fontlar, sitenize estetik bir görünüş verse de geç yüklenen dosyalardır. Tarayıcı, font gelene kadar sayfayı kendi standart fontuyla gösterir. Sizin fontunuz yüklendiği anda metin birden o fonta dönüşür. Eğer yeni fontun harfleri daha genişse 3 satırlık bir başlık, aniden 4 satıra çıkar ve altındaki her şeyi aşağı iter. Bu duruma FOUT (Flash of Unstyled Text) denir.

Font nedeniyle yaşanan konum değişikliğini durdurmak için font dosyalarını önceden yüklemeli ve CSS kodlarınıza “font-display: swap” kuralını eklemelisiniz. Bu sayede font geçişleri, sayfa düzeni bozulmadan yapılır.

4. Uyarı Bantlarına Dikkat Etmek

Siteye girildiğinde çıkan “Çerez politikasını kabul edin”, “Uygulamamızı indirin” ya da “Bültenimize abone olun” barları, ana içeriği aşağı ittiği için bir CLS kaynağıdır. Dinamik uyarı çubukları ekleyecekseniz bunları sayfa içeriğini itecek şekilde değil, sayfanın üzerine binecek ya da ekranın altına sabitlenecek şekilde tasarlamalısınız.

Core Web Vitals Nasıl Ölçülür?

Core Web Vitals metriklerinin ne olduğunu ve nasıl iyileştirildiğini anladık. Peki sitenizin durumunu nerede, nasıl ve hangi araçlarla göreceksiniz?

Bu konuya girmeden önce, iki kavramı netleştirmeliyiz:

  • Laboratuvar Verisi (Lab Data): Bilgisayar ortamında simüle edilmiş yapay bir testtir. Sabit bir cihaz gücü, sabit bir internet hızı kullanılır. Geliştirici araçları (Lighthouse) ile ölçülür. Amacı, kodlardaki hataları bulmak ve sitenin teorik performansını ölçmektir. Laboratuvar verisini, üretilen yeni bir otomobilin kapalı bir garajda, rüzgar tünelinde test edilmesine benzetebiliriz. En iyi şartlar altında çalışır. Ancak Google, SEO sıralaması yaparken laboratuvar verisini dikkate almaz.

  • Saha Verisi (Field Data): Sitenizi ziyaret eden binlerce farklı insanın, farklı telefon modelleriyle, farklı şehirlerdeki farklı internet hızlarıyla yaşadıkları gerçek deneyimlerin toplanmış halidir. Yani rüzgar tünelinden çıkan arabanın, çamurlu, engebeli ve yağmurlu köy yollarındaki gerçek performansıdır. Google’ın Chrome kullanıcılarından anonim olarak topladığı veri havuzuna CrUX (Chrome User Experience Report) denir. Google, SEO sıralamalarınızı saha verisine göre belirler.

Eğer yazılımcınız size gelip “Sitemiz Lighthouse’dan 100 üzerinden 100 aldı, iyi durumdayız” derse ona saha verisini sormalısınız. Çünkü laboratuvarda 100 puan alan bir site, eski bir telefon kullanan gerçek bir ziyaretçide donup kalıyorsa Google sizi cezalandıracaktır.

core web vitals ölçme

Şimdi bu verileri hangi araçlarla görebileceğimiz konusunu ele alalım.

PageSpeed Insights

Google PageSpeed Insights (kısaca PSI), en çok kullanılan ücretsiz web site analiz ve teşhis araçlarından biridir. Sitenizin URL’sini kopyalayıp PSI arama çubuğuna yapıştırdığınızda karşınıza bir rapor çıkar. Ancak bu raporu doğru okumak gerekir.

core web vitals ölçümünde pagespeed insights

Rapor açıldığında mobil ve masaüstü sekmelerini görürsünüz. Google’da masaüstü performansı bir nevi prestij meselesidir, SEO için asıl rekabet alanı mobil sekmesidir. Dolayısıyla öncelikli olarak mobildeki durumunuza odaklanmalısınız.

Raporda, gerçek kullanıcılarınızın yaşadığı deneyimlerin yer aldığı bir bölüm vardır. Bunlar saha verileridir. Bu veriler, son 28 günlük gerçek ziyaretçi ölçümlerinin ortalamasıdır. Burada LCP, INP ve CLS değerlerinizin yeşil (geçti) ya da kırmızı (kaldı) olduğunu görürsünüz.

Google, saha verilerini hesaplarken 75. yüzdelik dilim kuralını kullanır. Yani sitenize giren 100 kişiyi, internet hızlarına göre sıraya dizer. En hızlı internete sahip 25 kişiyi listeden çıkarır. Aynı zamanda en kötü internete sahip olan 24 kişiyi de eler. Tam 75. sıradaki kişinin yaşadığı deneyimi, sitenizin skoru olarak kabul eder.

PageSpeed Insights raporunda 0 ile 100 arasında değişen performans skorunu göreceksiniz. Lütfen unutmayın; bu skor laboratuvar verisidir. 95 puan almış olabilirsiniz, ama saha verileriniz kırmızıysa Google’ın gözünde sınıfta kaldınız demektir. Google site hız testi PSI’ın sağladığı kolaylıklardan biri de fırsatlar ve teşhisler bölümüdür. Hangi resimlerin büyük olduğunu, hangi JavaScript dosyasının sistemi kilitlediğini size söyler.

Google Search Console CWV Raporu

5.000 sayfalık büyük bir blog kategoriniz ya da 50.000 ürünlük bir e-ticaret siteniz varsa her URL'yi tek tek kopyalayıp PageSpeed Insights ile test edemezsiniz. Sitenin genel sağlık durumuna kuş bakışı bakabilmek için Google Search Console (GSC) kullanmalısınız.

GSC paneline girdiğinizde, önemli web verilerini gösteren sekmeyi görürsünüz. Tıkladığınızda, sitenizdeki tüm indekslenmiş sayfaların saha verilerine dayanan bir özet karşınıza çıkar. Bu Google site analiz raporu, size kaç URL’inizin zayıf, kaçının geliştirilmesi gerekiyor, kaçının ise iyi durumda olduğunu grafiklerle gösterir.

google search console core web vitals raporu

Burada, Search Console’un bir URL gruplandırma mantığı vardır. Bir haber siteniz olduğunu düşünelim. 10.000 haberinizin tasarım şablonu (manşet resminin yeri, reklamların konumu, fontlar) tamamen aynıdır. GSC, bu 10.000 haberi tek tek değerlendirmek yerine onları bir grup olarak ele alır. Çünkü bir makalede manşet görseli yüzünden LCP sorunu varsa diğer 9.999 makalede de aynı sorun vardır. Rapor, size bu şablondaki 10.000 URL’de de LCP sorunu olduğunu göstererek sizi tek tek analiz etme yükünden kurtarır.

Eğer bir URL grubu, LCP veya CLS’ten herhangi birinde başarısız olursa grubun genel durumu kötü olarak işaretlenir. Aynı zamanda bazen raporda “Yeterli veri yok” (No data available) uyarısıyla karşılaşabilirsiniz. Bu sitenizin bozuk olduğu anlamına gelmez. Sadece sayfaların, Google’ın 75. yüzdelik dilimi hesaplayabilmesi için yeterince ziyaretçi çekmediği, veri havuzunun dolmadığı anlamına gelir. Yeni açılan sitelerde bu durum normaldir. Böyle durumlarda PageSpeed Insights’ın laboratuvar verilerini kılavuz olarak kullanıp optimizasyonlara devam edebilirsiniz.

Semust Teknik SEO Aracı ile SEO Testi

Site hızınızı Core Web Vitals ile optimize ederken sitenizin arka planında gizlenen diğer teknik sorunları gözden kaçırmayın. Hızınız yeterli olsa bile kırık linkler, eksik etiketler veya tarama hataları SEO performansınızı aşağı çekebilir. Kapsamlı bir SEO testi yapmak için Semust Teknik SEO Aracını kullanabilirsiniz. Bu araç sayesinde tek bir tıkla 20.000 sayfaya kadar tarama yapıp 30'dan fazla site içi teknik SEO kontrolünü saniyeler içinde gerçekleştirebilirsiniz.

Core Web Vitals Nasıl İyileştirilir?

Core Web Vitals metriklerini iyi seviyeye taşımak, çoğu zaman tek bir düğmeye basarak çözülebilecek kadar basit değildir. Web sitenizin altyapısını detaylıca incelemek, sistemi yavaşlatan gereksiz kodları temizlemek ve veri aktarımını hızlandırmak gerekir.

core web vitals iyileştirme

JavaScript Optimizasyonu

JavaScript, web sitenize animasyonlar ve interaktif özellikler katan teknolojidir. Ancak bu kodlar çok fazla ya da düzensiz olduğunda tarayıcıyı kilitler ve sayfanın donmasına yol açar. Bu da özellikle INP ve LCP metriklerinize zarar verir.

Sayfanızın kod yükünü hafifletmek için aşağıdaki adımları uygulayabilirsiniz.

1. Kullanılmayan Kodları Temizleyin

Sitenizde artık kullanmadığınız eski eklentiler veya analiz araçları arka planda çalışmaya devam ediyor olabilir. Sitenize hiçbir faydası olmayan fazla JS dosyalarını tamamen silin.

2. Dosyaları Küçültün

Yazılımcılar kodu yazarken okunabilir olması için boşluklar ve yorum satırları bırakır. Tarayıcının bunlara ihtiyacı yoktur. Tüm JS dosyalarınızı boşluksuz, sıkıştırılmış tek bir satır haline getirerek dosya boyutlarını ve indirme sürelerini azaltın.

3. Önemli Olmayan Kodları Erteleyin

Kullanıcı siteye girdiğinde ilk görmek istediği şey içeriktir. Sayfanın en altındaki bir sohbet botunun ya da takip kodunun hemen yüklenmesine gerek yoktur. Bu tarz önemli olmayan dosyalara “defer” veya “async” etiketleri ekleyin. Böylece tarayıcı önce ana sayfayı, bu kodları ise arka planda gecikmeli olarak yükler.

4. Uzun Görevleri Parçalayın

Eğer bir JavaScript işlemi 50 milisaniyeden uzun sürüyorsa sayfa, o işlem bitene kadar başka hiçbir tıklamaya yanıt veremez. Bu uzun kod bloklarını küçük parçalara bölün. Bu sayede tarayıcı, kodları işlerken araya giren kullanıcı tıklamalarına hızlı tepki verebilir.

CDN Kullanımı

Sitenizin kodları ne kadar kusursuz olursa olsun, ziyaretçi ile ana sunucunuz arasındaki fiziksel mesafe sayfa açılış hızını yavaşlatır. Sunucunuz Amerika’da ise, Türkiye’den sitenize girmek isteyen bir ziyaretçi verilerin kıtalar arası yolculuğunu beklemek zorundadır.

Mesafe sorununu CDN (İçerik Dağıtım Ağı) kullanarak ortadan kaldırabilirsiniz. CDN, dünyanın farklı bölgelerine yayılmış sunuculardan oluşan bir ağdır. Sitenizi bir CDN servisine bağladığınızda, sitenizdeki tüm görseller, kodlar ve dosyalar küresel sunuculara kopyalanır. Artık Türkiye’deki bir kullanıcı sitenize girmek istediğinde veriler Amerika’dan değil, ona en yakın konumdaki CDN sunucusundan gönderilir.

CDN kullanmanın site performansına katkıları şunlardır:

  • Daha Hızlı LCP: Verilerin kat ettiği mesafe kısaldığı için sunucu yanıt süresi hızlanır. Bu sayede sayfanın ana içeriği çok daha kısa sürede yüklenir.

  • Düşük Bant Genişliği Maliyeti: Ziyaretçi trafiğinin büyük kısmını CDN sunucuları karşılar. Böylece ana sunucunuz yorulmaz, çökme riski azalır ve trafik maliyetleriniz düşer.

  • Artırılmış Güvenlik: CDN sistemleri, sitenizi çökertmeyi hedefleyen sahte trafik saldırılarını (DDoS) ana sunucunuza ulaşmadan engeller.

Bütün bunlara baktığımızda, iyi yapılandırılmış bir JavaScript mimarisi ve arkasına güçlü bir CDN desteği almış bir web sitesinin, Google’ın Core Web Vitals testlerinde başarısız olma ihtimali oldukça düşüktür.

Core Web Vitals Nedir? Nasıl İyileştirilir? | Semust